Batı dünyası renklidir, cazibesi ona dayanır. Müziği çok renklidir (seslidir), resmi, heykeli gösterişlidir, tiyatroları günbegün daha ihtişamlı daha gösterişli oyunlar oynar, sahne şovları sergiler. En son sinema sanatı, bunda da aynı yolda ilerliyorlar. Bol denemeler ile her bir tarz, kendine has hayran kitlesi yaratır. Ekol haline gelir, zamanla da müşterileri olurlar. (Vampirler, kurt adamlar, hayaletler, rock’n roll vd.) Bizde ise çok renklilik ve çok seslilik makbûl değildir (ilk tahlilde). Rüyalar ve hayâller âlemi dışında yapay renklere itibar yoktur. Sanki her biri esrarlı kafaların eseri, sanrılar mesabesinde görülür. Sanat dallarımız sade, az renkli olduğu gibi, zanaatkârlarımızın el emeği göz nuru işleri de aynı sadelikte, yalın haliyle tezahür ederler. Hayat gibi, zorlamak yoktur, takdiri kabûl vardır. Bu da hakkı olana rızayı getirir ve tecavüzleri, katliamları, kötü insan olmayı engeller. Hat gibi zirve sanatlar, sanattan anlayan yürekleri hep etkile...